Erdoğan Akşener’e teklifinde samimi mi yoksa taktik mi yapıyor?

Erdoğan Akşener’e “Konumunu gözden geçirmeli” diyerek yeni bir davette bulundu.

Akşener de “Türkiye’nin önündeki tehlikeyi atan bir kumar masasında oturuyoruz” diyerek bu teklifi ağır bir şekilde reddediyoruz.

Bunun üzerine sosyal medya karıştı.

Muhalifler Akşener’i alkışlarken iktidara yakın hesaplar durumu rasyonelleştirme telaşına düştü.

Ve şöyle bir komplo mantığına başladı:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Masadan kalk’ diyerek masadan kalkmaya hazırlığı yapan İYİ Parti’ye çelme taktı, masaya mahkum etti. Artık hiç kalkamazlar”…

“Reis’in ‘Masadan kalk’ teklifine Meral Akşener’in ‘Hayır’ demek zorunda kalacağını bilecek kadar kurt bir siyasetçi. Ayrıca anketler masadan kalkmanın İYİ Parti’ye fayda sağlayacağını gösteriyordu. Kendi oyun planını bozdurmamak için ‘Masadan kalk’ diyerek tablosu zincirledi”…

Bu ve benzeri yorumlar Akşener’den ‘Hayır’ cevabı alan Erdoğan’ın aslında samimi olmadığını, taktikler sürdürdüğünü öne sürüyor.

Peki Akşener’i Cumhur İttifakı’na davet eden Cumhurbaşkanı samimi mi yoksa taktik mi yapıyor?

Erdoğan hakkında pek çok şey barındırıyor ama bu tür açıklamaları fazla hesap yapmadığını, içinden geçeni doğrudan söylediğini bilmeyen yok.

Kaldı ki Erdoğan’ın İYİ Parti’ye daveti yeni değil. Daha 6’lı masa ortada yokken de bu çağrıyı birkaç kez gördü.

Hatta iki liderin birbirini takip ederken izlediği üslüpta da inceden bir fark var.

Akşener her grup konuşmasında iktidara sert sözlerle yüklendiği halde Erdoğan, Akşener’i doğrudan hedef almaya, bir alt tondan cevap vermeye dikkat ediyor.

Kılıçdaroğlu için kullandığı sert üslubu söz konusu Akşener olunca yumuşatıyor.

Nitekim bu hafta da aynısını yaptı. Akşener’in Cumhur İttifakı’nı kumar masasına benzetmesine karşılık şöyle dedi:

“Böyle bir cevap mı olur? Cumhur İttifakı’nın attığı bu adım nasıl bir kumar oyunuyla özdeş hale getirmek istersin? Bu olacak iş mi? Onun Sayın Akşener’in kendisini ve yanındakileri bir gözden geçirmede fayda var”…

Yani sitem etti ama incitici konuşmadı.

Adeta “Akşener iyi ama yanındakiler onu yanlış yönlendiriyor” demeye dile getirdi.

Çünkü Erdoğan’ın geçmişten gelen hukukları nedeniyle Akşener’e iletmiyor hüsumet beslemiyor ve bugün olmasa bile hatta birlikte yol yürüyebileceklerini düşünüyor.

Köprüleri yakmıyor…

Dolayısıyla “Reis’in teklifinin havada kalmasın, karizması çizmesin” diye düşünmeye üretmeye çalışıyor, “Aslında taktik yapıyor” diyenler meselesini fazla zorluyor.

20 yıl bir insan ömrünün dörtte biri eder…

Düşünün siz son yirmi yılda kimlerle küstünüz, kimlerle barıştınız?

Kavga edip tekrar dost yapılmaz olmadı mı?

Bu görüşe bakınca 20 yıldır iktidarda olan Erdoğan’ın Sisi ile tokalaşmasında çok da şaşıracak bir durum yok.

Kurtuluş savaşında mücadele ettiğimiz Yunanistan, Cumhuriyet kurulduktan sonra dostumuz olmuş mesela…Başbakan İsmet İnönü 1931 yılında ilk yurt dışı seyahatini Yunanistan’a gidiyor…

Ülkeler küser, hatta savaşır ama konjonktür biçimleri, tekrar barışır.

Anlaşılmaz olan ise yarın yüz yüze bakacağınız insanlara en ağır sözlerle yüklemeniz hatta nefret etmenizdir.

Hele hele devletler arası ilişkiler bu tür duygusal tepkileri ortadan kaldırmaz.

Reel politik ve kısıtlama dil diye bir şey vardır.

Tam da bu nedenle Sisi ile Erdoğan’ın fotoğrafına ilişkin eleştiriler “Dün dündür bugün bugündür” diyerek geçiştirilemez.

Bugün aslında yapılıyor diye tarihinin kinin hatası olduğu inkâr olamaz.

Benim asıl kurduğum mesele ise bu tür geri düzenlemenin yaşandığı bilindiği halde AK Parti’nin CHP’ye, CHP’nin de AK Parti’ye karşı ağza alınmayacak ifadeler kullanmakta ısrar ediyor olması…

Hayatın cilvesine bakın, bir arada sert sözlerle yüklenen Bahçeli ile Erdoğan, Kılıçdaroğlu ile Davutoğlu bugün aynı doğruluk içindeler.

Yarın siyasi dengelerin CHP ile AK Parti’yi yan yana getirmeyeceğini kim iddia edebilir?

Erdoğan ile Kılıçdaroğlu’nun bir gün tokalaşmayacağının, “Dün dünde kaldı” demeyeceğinin alacağı var mı?

7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra bu ihtimal doğmamış mı? İki parti arasında görüşmeleri başlamamış mı?

Aslında dün Kılıçdaroğlu da laf arasında enteresan bir şey söyledi.

İç politikada kavga ederiz tamam, 3 gün sonra barışırız… Ama dış politika öyle değil. Birleşik Arap Emirlikleri, Suriye, İsrail, Suudi Arabistan için neler söylemedin. Şimdi araya araçları koyarsun nasıl barışalım diye. Bütün dünya gülüyor, Türkiye’nin itibarı böyle sarsılıyor” dedi.

3 gün sonra barışacaksanız şimdi bu ağır dil neden?

Fazla yüksekten eleştiriler gün geliyor ayağınıza geliyor. “İyi ama birader sen geçmişten bu insana en ağır hakaretleri yönlendirmemiş miydi?” diye yürütürler insana…

Leave a Comment